Oğlum Bak Git !
Bu cümlenin efsane olabildiği 3. dünya ülkesi olmaya aday bir ülkenin sabahından günaydınlar herkese!Ülke nüfusu ‘yaşlanınca’ sevgili devlet büyüklerimiz ‘hadiseye’ el attı, Allah onları başımızdan eksik etmemekle beraber ne muratları varsa da versin. Sayelerinde yalnızlıktan kurtulduk, yatak odalarımız şenlendi. Artık 3 kişiyiz; biz, sevdiceğimiz, bir de devlet! ‘Bir sen, bir ben bir de devlet…’’ derdi sanırım ünlü popçumuz bu günleri de göreceğimizi bilseydi.
Yatak odalarımıza kadar müdahil olan bu sistemi alkışlayan bir zihniyetin ahlak algısının sınırlarını ben -aciz beynimden olsa gerek- çizemiyorum.
1972 yılında Amerika’da bir kadın,işsiz-güçsüz, tam anlamıyla topluma yük denilebilecek vasıflara sahip bir adamdan hamile kalmış. İyi yapmış yapmamış orası bizi hiç ilgilendirmez. Bulunduğu eyaletin yasaları kürtajı yasaklıyor olmasına rağmen başvurmuş ve sonuç olarak eyalet yönetiminden kürtaj için izin almış. Bu karar sonraki durumlarda emsal teşkil ettiği için daha sonraki benzer durumlarda yasalar kürtaja izin verir hale getirilmiş.
Cani bir toplum olduklarından yada cinayete eğilimli olduklarından değil,her bireyin sahip olması gereken standartları göz önünde bulundurdukları için… Yaşam hakkının gaspı değil beklide insan hayatına duyulan saygıdan?
Tabi bu örnek kafanızı kurcalamasın, Orası Amerika, burası Türkiye!
Hırsız, kumarbaz, sarhoş, serseri bizde ne gezer? Okur-yazar ve eğitim oranımız tavan yapmış, insanlık paçalarımızdan akıyor, ortalık entellektüelden geçilmiyor, çocuk yetiştirme konusunda elimize su dökemezler… Gel de doğurma! Bunlara çocuk doğurmayacaksın kime doğuracaksın?
Bunun yanında dünyadaki diğer muhafazakar partiler de kürtaj karşıtı (kimse de tam aksini beklemesin lütfen) yasalar çıkartıyor. Fakat ilginçtir, kürtaj karşıtlığı ve ucuz iş gücü talebi tarih boyunca garip paralellikler göstermiştir…
Yok okur yok, bunun dinle-imanla ilgisi yok.
Tecavüz sonucu dünyaya gelmiş bir insana ‘varoluş’ hikayesini nasıl izah edeceksin? Hangi babayiğit ’yaşamımı bir hayvanlık hareketine borçluyum’ der? Ben size söyleyeyim bir kuşak sonra babasını öldüren çocuklardan geçilmez ortalık…Bizim oğlanlar mapus damlarında çürür, bu iş ancak buraya gider… Hiçbir din bunu bir insana reva görmez. Hele ki bizim Dinimiz!
Tecavüzle dünyaya gelen çocuğa devlet sahip çıkacakmış.
Biz meşru doğduk ta ne oldu Allah aşkına?
Yıllarca dayattığınız eğitim sistemi yüzünden beynimiz işlevlerini yerine getiremiyor. Mahalle baskısı nefes aldırmadı -aldıracak gibi de görünmüyor. Aman çocuğum okusun diye aç gezen anne babalarımız sevinsin diye üniversite eğitimi aldık. Mezun olduk feleğimiz şaşırdı. Diploma sevincimiz kursağımızda kaldı, açlık sınırının altında bir asgari ücretle taçlandırıldık. Üstelik bununla da mutlu olduk! Ülkedeki işsizlik oranını düşününce… Tecavüzle doğana sahip çıkacaklar -mış. Biri şakamı yapıyor? Ben espriyi anlamadım da…
İlle sahiplenecek birileri lazımsa gidin yetiştirme yurtlarındaki günahsızlara sahip çıkın.... O minikler doğmak istediler mi acaba? Öyle bir hayat için savaşmak kendi tercihleri mi bunu bir düşünmek lazım... Yenilerini katlayarak edineceğimiz bir sistem inşa ediliyor gözlerimizin önünde… Türk milleti aval aval bakıyor…
Bütün dünyanın hareket noktası olan fakat ’bizimkilerin’ yok- muş gibi davrandığı bir prensibi ısrarla hatırlatmak isterim; ‘Toplumların nüfus sayısı değil yetkinlik oranıdır esas olan.’ Yetkinlik kelimesinin anlamını bile bilmeyen bir jenerasyon yetişiyor o da ayrı bir gurur kaynağı.
Özellikle son yıllarda erken yaşta bebek sahibi olan genç kızların aileleri tarafından yurtlara bırakılan çocukların sayısında çok ciddi artışlar olduğunu söylüyor anket sonuçları. Bunun da muhafazakarlıkla bir bağlantısı olabilir mi? Umarım yoktur…
Türkiye’nin ‘nerede olmak istediğiyle’ ilgili ciddi endişeler taşıyan bir Türk genci olarak, bu kayıtsızlıkla epeyce yol alınabileceğini düşünmeye başladım. Genital bölgelerimiz hiç bu kadar samimi(!) girişimlere sohbet konusu olmamıştı.
Tabi ki kürtaj bal-kaymak bir konu değil şahsen ben istemem. Bir anne adayı için bedenen ve ruhen korkunç bir tahribattan söz ediyoruz. Fakat bir sorumsuzluk yapılmış ve o duruma gelinmişse tüm dünyada bunun yasal süresi 12 haftadır. Hiçbir kadın hazır olmadığı, bakamayacağı bir çocuk konusunda zorlanmamalıdır.
Tüm dünyada faşist olarak nitelendirilen rejimlerin en büyük özelliğidir; YASAKLAR…
Yine tüm dünya bilir ki; bir insan bir şeyi istemeye görsün!
Hele ki Ferrari’ye tüp takmış bir milletin evlatları olarak, Türk gençliği bu konudaki yaratıcılığıyla bizi bir hayli eğlendireceğe benziyor…

0 yorum: