Mutlu Mu Olmak İstiyorsun?

11:19 Bahar ERGÜL 2 Comments

(not:bu fotoğrafı dün Heybeli Ada'da çektim)

Basit şeylerle mutlu olmak genlerimde var benim.
Son derece varlıklı bir ailenin kızı olan annem de beş parasız babamı bu yüzden tercih etmiş sanırım. Ailesinde adını bilmediği yokluğu, hayat arkadaşıyla gocunmadan göğüsleyebildiyse bir anlamı vardır bunun.

Genlerimin getirdiklerinden ziyade, dünya ahvaline dair gözlemlerim de beni -hep haklı çıkaran cinstendi. Para içinde yüzen yüzlerce mutsuz, doyumsuz, griden başka bir renk tanımayan ve içinde bulunduğu karanlık çukuru bile idrak edemeyen insanları hatırın sayılır bir süre izledim. Öyle muhteşem korkuları var ki...  -Daha az kazanmak gibi!
Paranın 'iyi hissettirmek' ten başka bir faydası olmadığını fark ettiğimden beri kasmıyorum. Bu yüzden hayallerim de basit.

Köpek besleyebilmek mesela. Sabahları simit/peynir/çayla kahvaltı yapmak. Kaktüslerimi zamanını geçirmeden sulamayı unutmamak, Norah Jones’un yeni albümünü dinleyebilmek, Bim’de satılan bademli kurabiyeden kıtırdatmak sabahları kahvemin yanında…
 
Bir de yumurtayı istediğim kıvamda pişirebilmek! (bu konu önemli)
Yıllarını büyük hayallere adayan insanların, neticede mutsuz ve özgüvensiz duruşları hep aynı noktayı işaret etti. Ben demiyorum ki hayatta hiçbir amacımız olmasın? Ben demiyorum ki bundan sonra temel prensibimiz ‘vur patlasın çal oynasın.’ Arada çok ince çizgiler var okur, anladın sen.

Ben diyorum ki, mutlu olmanın yolu basit yaşamak.
Bu yüzden özlediğim zaman ararım. (Sen de ara.)
Sevdiğimi de sevmediğimi de söylerim. (Sen de söyle.)
Sarılmak istiyorsam sarılırım. (Durduğun kabahat)
Basit yaşarım yani. (İnan hayat çok kısa)

Paranın gerekliliğine inanmakla birlikte, ona endeksli yaşamamak elimizde değil mi acaba? Kırsak şu zihnimizdeki demir parmaklıkları? Üç kuruş için satmasak artık kendimizi? Farkına varabilsek ruhlarımızdaki yozlaşmanın…
Biliyorum hayat zor. Evet, hepimiz vaktimizin geri kalan kısmını daha endişesiz geçirmek için debeleniyoruz. Kaldı ki haklıyız da! Peki ya bu uğurda alçaldığımız anlar?

Hayata maddi/dünyevi bir pencereden bakıyorsan kaybolur ruhun. Mutlu olmak ne kelime, yapay ve sığ bir dünyaya kayar kalbin. Dilediğin kadar kişisel gelişim kitabı okuyabilirsin bu aşamadan sonra. Orada yazmayacak nasıl olsa ıskaladığın hiçbir şey...
Hep şunu düşünüyorum biliyor musun okur, dünyanın en lüks arabasına yalnız ve mutsuz bindikten sonra nereye gittiğinin ne önemi var? Muhteşem bir yalı dairesinde oturduğunda Azrail çalmayacak mı kapıyı? Çok varlıklı bir insanla evlenip servetine servet katabilirsin belki. Ya kendi başına kalınca hissedeceğin onursuzluk duygusu?

Bir mezar taşına indirgenecek tüm bu savaşlar, hatırlatayım dedim. Mülkiyetini öteki tarafa intikal ettiren olmadı daha.

En iyisi köpek beslemek.
Bahçeli ev ilanlarına bakmak lazım...

2 yorum:

  1. Para her türlü kötülüklerin anası, şairin dediği gibi varlığı bir dert, yokluğu yara... Ben de parayı sadece araç olarak kabul edenlerdenim Baharcım... İnsan mutluluğu salt paraya endekslememeli. Yazının her kelimesine katılıyorum canım, yüreğine sağlık. Kalemin daim olsun. Sevgiler sana güzellik...:)

    YanıtlaSil
  2. yüregine sağlık..düsündüklerinle yasaman temennisiyle...sevgiyle yaz ve kal...

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.