Mutlu Mu Olmak İstiyorsun?
(not:bu fotoğrafı dün Heybeli Ada'da çektim)Basit şeylerle mutlu olmak genlerimde var benim.
Son derece varlıklı bir ailenin kızı olan annem de beş
parasız babamı bu yüzden tercih etmiş sanırım. Ailesinde adını bilmediği
yokluğu, hayat arkadaşıyla gocunmadan göğüsleyebildiyse bir anlamı vardır bunun.
Genlerimin getirdiklerinden ziyade, dünya ahvaline dair
gözlemlerim de beni -hep haklı çıkaran cinstendi. Para içinde yüzen yüzlerce
mutsuz, doyumsuz, griden başka bir renk tanımayan ve içinde bulunduğu karanlık
çukuru bile idrak edemeyen insanları hatırın sayılır bir süre izledim. Öyle
muhteşem korkuları var ki... -Daha az
kazanmak gibi!
Paranın 'iyi hissettirmek' ten başka bir faydası olmadığını
fark ettiğimden beri kasmıyorum. Bu yüzden hayallerim de basit.
Köpek besleyebilmek mesela. Sabahları simit/peynir/çayla
kahvaltı yapmak. Kaktüslerimi zamanını geçirmeden sulamayı unutmamak, Norah
Jones’un yeni albümünü dinleyebilmek, Bim’de satılan bademli kurabiyeden
kıtırdatmak sabahları kahvemin yanında…
Bir de yumurtayı
istediğim kıvamda pişirebilmek! (bu konu önemli)
Yıllarını büyük hayallere adayan insanların, neticede mutsuz
ve özgüvensiz duruşları hep aynı noktayı işaret etti. Ben demiyorum ki hayatta
hiçbir amacımız olmasın? Ben demiyorum ki bundan sonra temel prensibimiz ‘vur
patlasın çal oynasın.’ Arada çok ince çizgiler var okur, anladın sen.
Ben diyorum ki, mutlu olmanın yolu basit yaşamak.
Bu yüzden özlediğim zaman ararım. (Sen de ara.)
Sevdiğimi de sevmediğimi de söylerim. (Sen de söyle.)
Sarılmak istiyorsam sarılırım. (Durduğun kabahat)
Basit yaşarım yani. (İnan hayat çok kısa)
Paranın gerekliliğine inanmakla birlikte, ona endeksli
yaşamamak elimizde değil mi acaba? Kırsak şu zihnimizdeki demir parmaklıkları?
Üç kuruş için satmasak artık kendimizi? Farkına varabilsek ruhlarımızdaki
yozlaşmanın…
Biliyorum hayat zor. Evet, hepimiz vaktimizin geri kalan
kısmını daha endişesiz geçirmek için debeleniyoruz. Kaldı ki haklıyız da! Peki
ya bu uğurda alçaldığımız anlar?
Hayata maddi/dünyevi bir pencereden bakıyorsan kaybolur
ruhun. Mutlu olmak ne kelime, yapay ve sığ bir dünyaya kayar kalbin. Dilediğin
kadar kişisel gelişim kitabı okuyabilirsin bu aşamadan sonra. Orada yazmayacak
nasıl olsa ıskaladığın hiçbir şey...
Hep şunu düşünüyorum biliyor musun okur, dünyanın en lüks arabasına
yalnız ve mutsuz bindikten sonra nereye gittiğinin ne önemi var? Muhteşem bir
yalı dairesinde oturduğunda Azrail çalmayacak mı kapıyı? Çok varlıklı bir
insanla evlenip servetine servet katabilirsin belki. Ya kendi başına kalınca
hissedeceğin onursuzluk duygusu?Bir mezar taşına indirgenecek tüm bu savaşlar, hatırlatayım dedim. Mülkiyetini öteki tarafa intikal ettiren olmadı daha.
En iyisi köpek beslemek.
Bahçeli ev ilanlarına bakmak lazım...

Para her türlü kötülüklerin anası, şairin dediği gibi varlığı bir dert, yokluğu yara... Ben de parayı sadece araç olarak kabul edenlerdenim Baharcım... İnsan mutluluğu salt paraya endekslememeli. Yazının her kelimesine katılıyorum canım, yüreğine sağlık. Kalemin daim olsun. Sevgiler sana güzellik...:)
YanıtlaSilyüregine sağlık..düsündüklerinle yasaman temennisiyle...sevgiyle yaz ve kal...
YanıtlaSil