'Kafamda Bir Tuhaflık'
Bazı kitaplar sadece kelime hazinenizi genişletmez, doğruluğundan emin olduğunuz birtakım temel inançları sorgulatır. Bu yazımı onlardan birine ayırdım.
Aylardır çok satanlar listesinde gördüğüm bir kitabı kendime
yenilip aldım ve -bitmesin diye yavaş yavaş
okuduklarıma bir yenisi daha eklendi.
Son zamanlarda beni en çok etkileyen ve hayli derin
düşüncelere salan bu kitap, Orhan Pamuk’un son eseri ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ oldu…
Oldum olası severim Pamuk’un o -ağır takıntılı hallerini. Yıllardır tanıdığım
ve her derdimde ilk ona koştuğum biriyle laflıyormuşum hissi veriyor bana. İyi de
geliyor garip bir şekilde.
Tam bir ruh hastası aslında Orhan Pamuk. Özel yaşamındaki
duruşundan ve politik söylemlerinden hiç haz etmem orası da ayrı bir konu. Bir
Nobel Ödülü için kimse vatanı olarak gördüğü ya da ‘bir şekilde’
aidiyet hissettiği bir ‘şey’e ihanet etmemeli.
Ama bu düşüncelerimiz bizim de ‘kişisel’ kalmalı diye düşünüyorum. Bir eser meydana
getirmek, bir şey yaratmak ya da kalbe dokunan bir hikaye kurgulamak farklı bir
kabiliyettir. Sunulan içeriğin kalitesi bütün tartışmaları noktalıyorsa eğer,
biraz düşünmek ve sapla samanı ayırt etmek gerekir.
‘Kafamda bir Tuhaflık…’
Geleneksel ritüellerden doğan masum bir aşkın, başka eller tarafından yapılan küçük bir ‘düzeltme’ ile bir hayatı nerelere taşıyabileceğine dair güzel bir örnek. 1969 yıllarından başlayarak resmedilen toplumsal yapı, kentsel doku ve işlenen kadın profili ise çok tanıdık.
Bunların yanında dönemin siyasi çalkantılarının, Anadolu’nun
dört bir yanından ‘taşı toprağı altın’ İstanbul’a gelen insanlara ödettiği
bedel unutulmamış. Eski zamanların meşakkatli meslekleri ve hayatın bu meslek
erbaplarına sunduğu koşullar, paranın yeryüzündeki tüm kutsal bağları nasıl yok
ettiği dikkatle işlenmiş.
Kitabın kurgusu sürüklerken arka planda okura sorduğu
sorular, cevapları zaman alan cinsten…
‘Aşkta insanın niyeti mi önemlidir, kısmeti mi?’
‘Mutluluk ya da mutsuzluk bizim seçimlerimize mi bağlıdır,
yoksa bizim dışımızda gelişip başımıza mı gelirler?’
Orhan Pamuk diyor ki; bazen senin hükmedemediğin bir güç sana senin mutluluğunu daha iyi tanımlar. Bazen, sana iyi gelmeyecek bir şey için ısrar ettiğini yolun sonunda bile anlayamayabilirsin?
Ne dersiniz ?
Okuyun bu kitabı.

0 yorum: