Işıklar İçinde Uyu Oktay Hocam...

Söze nasıl başlasam bilemedim bu defa. Adını duyunca
bile oturuşumu düzeltme ihtiyacı duyduğum Oktay Hocam bugün aramızdan ayrıldı. 81
yıllık koca çınar yorgun düştü...
Yolun çok
başlarında olduğum zamanlarda, kitabı ‘Bye bye Türkçe’ ile hayatıma dahil
olmuştu. Türkçe’nin bilim dili olması için ciddi adımlar atmaya çalışan ama
maalesef kendi ülkesinden bile destek göremeyen ve ‘sadece ülkesinde’ yalnız bir bilim adamıydı Oktay Sinanoğlu.
Daha sonraki
yıllarda da bir büyüğüm elimden tutup konferansına götürmüştü beni. Çok değerli
bir insandı Türkiye için. Kıymetini bilemedik ya, hepimize yazıklar olsun.
Tırnağı
kırıldığı için haber yapılan saçma sapan bir güruhtan fırsat bulup, pek yer
veremediler sevgili basın mensuplarımız bu konuya.
İngilizceyi ana dili gibi konuşabilen fakat bütün konferans ve sunumlarında ısrarla Türkçe konuşan bu adam, pek dikkat çekmedi nedense!
Oktay Hoca’yı
bilenler bilir, Nam-ı diğer ‘Türk Aynşatynı’
26 yaşında Yale
Üniversitesi’ne profesör olmuş, 2 kez Nobel ödülüne aday gösterilmiş, matematik, moleküler biyoloji, fizik, astrofizik, nükleer
fizik gibi alanlarda dünyada adından söz ettirmiş, bir dönem ABD kimya
enstitüsüne başkanlık yapmış bir bilim adamıdır kendisi.
Giden
gitti ama siz çocuklarınıza gurur duyacağı bir şeylerden bahsetmek isterseniz
burada kısa ve öz bilgiler mevcut.
Oktay
Sinanoğlu;
1953/18
yaşındayken : Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş olan TED Yenişehir Lisesi’ni
burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Aynı okulun bursuyla kimya
mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti.1956/21 yaşındayken : ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley kimya mühendisliğini birincilikle bitirdi.
1957/22 yaşındayken : Massachusetts institute of Technology ' yi (mit) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek Kimya Mühendisi oldu.
1960/25 yaşındayken : Yale Üniversitesi’nde "Asistant Professor" (yardımcı doçent) olarak çalışmaya başladı.
1961/26 yasındayken : Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile "associate professor" (docent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve "full professor" (profesör) unvanını aldı.
Bu
ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin (son 300 yıldaki)
en genç profesörü oldu.
1964/29 yaşındayken : ODTÜ’ye Danışman Profesör olmuş, Yale Üniversitesi’nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atanmıştır. Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu.
Amerikan
Ulusal Bilimler Akademisi'ne seçilen ilk ve tek Türk olmuştur.1964/29 yaşındayken : ODTÜ’ye Danışman Profesör olmuş, Yale Üniversitesi’nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atanmıştır. Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu.
Seninle ne kadar gurur duysak az, affet bizi... ve ışıklar içinde uyu Oktay Hocam...

0 yorum: