Kadere Bak !
Hayat zor. Birine güvenmek, onunla bir gelecek planlamak daha zor. Bunu göze alıp aşka teslim olanlar, bazen kötü sürprizlerle karşılaşabiliyor ne yazık ki.Bir arkadaşım vardı. Üniversitede aynı fakültedeydik. Sanat tarihi okuyordu. Son derece neşeli ve hareketli biz kızdı. Hiçbirimiz onun çenesiyle baş edemezdik. İnandığı şey ne olursa olsun fikirlerinden asla taviz vermez, bazen görüşlerini ifade ederken agresifleşirdi. Yokluğunda 'ne kadar sabit fikirli' diye az dedikodusunu yapmadık, Allah affetsin.
Bir gün aşık oldu. Ama ne aşk! Ayakları yerden kesildi. O deli kız gitti, yerine başka biri geldi. O kadar sevecen, o kadar naif bir insan oldu ki... Bağıra bağıra konuşan insanın yerinde, empati yapabilen, duygusal ve hiç olmadığı kadar hisli bir kadın duruyordu. Aşk insana neler yaptırıyor demekten kendimizi alamadık.
4 yıl süren birliktelikten sonra muhteşem bir düğünle evlendiler. Eskisi kadar sık olmasa da belli periyotlarda görüşüyorduk. Evlilikleri gayet iyi gidiyordu. Hatta görüşmelerimizin birinde mutluluklarını perçinleyecek bir bebek istediklerini söylemişlerdi. Mutlu olmuştum onların adına.
Fakat...
Aslında hiç olmadığınız bir insan gibi davrandığınız zaman, içeriğinizde bulunmayan şeyler var-mış gibi gösterdiğinizde mutlaka bir yerde işler sarpa sarıyor. Tıkanıp kalıyorsunuz. Bizim kız da tıkanıp kalmış, aşk çekip gittiğinde özüne dönmüştü. Eski hırçınlığına ve ne yazık ki saldırganlığına yenik düşmüştü. Duygularını besleyen saygı da zamanla kaybolmuştu...
Enişte bey ise neye uğradığını şaşırmış vaziyette. 'Ben bununla nasıl evlendim?' diye kara kara düşünüyor zavallı. Hiçbir suçu yokken eşi tarafından bir takım saldırgan ve kırıcı hareketlere maruz bırakılmış. Kız arkadaşım ne kadar baskınsa, enişte bey o kadar kırılgan ve hassas.
Geçenlerde ortak arkadaşlarımızdan biri, bizim kızın edepsizliği iyice ele aldığını, ben konuşursam belki biraz düzeleceğini söyledi. (Terzi kendi söküğünü dikemez)
'Bahar, durumları çok vahim' diye konuya girdi arkadaşım.
Her yerde bağıra çağıra kavgalar edilmiş, hakaretler havada uçuşmuş, birbirlerini iğrenç şekillerde aşağılamışlar. Konu komşularından tutun, alışveriş yaptıkları süpermarketin görevlilerine kadar herkes duymuş bunları... Oturdukları semte rezil olmuşlar. Tüm samimiyetimle söylüyorum sırf enişte için endişelendiğimden, konuşmayı kabul ettim. Hanım kızımızı tanıdığım için neler yapabileceğini çok iyi biliyorum...
Evlerine gittiğimde kapının önünde dondum kaldım! Gördüklerim inanılır gibi değildi. Ev savaş alanına dönmüş, arkadaşım eşyalarını toplamış, salyalar saçarak 4 yıldır aynı yastığa baş koyduğu adama ağıza alınmayacak küfürler ediyordu. Feci bir kavgaya daha tutuşmuşlar...
Boşanma davası çoktan açılmış. Para ve mal mülk için savaşıyorlardı artık…
Hani ben evliliklerini bitirmeden önce bir kez daha düşünmeleri için onlara yol göstermeye gitmiştim ya...? Mahkemede 'geçinemediklerine dair' şahitlik yapmam istediler benden. Ayrılmalarını, daha doğrusu ‘birbirlerinden kurtulmalarını’ kolaylaştırmam bekleniyordu yani...
Bir evliliğin bitmesine şahitlik etmek...
Trajik değil mi...
Nikah şahitleri de bendim.


Eniste beyin sagligi icin sahitlik yapmalisin BAharcim yoksa bir sure sonra olay hicde iyi bitmeyebilir..sahit olmak pek hos olmasada sevaba girmen gerekli diye dusunuyorum :)
YanıtlaSil