Çekin O Pis Ellerinizi Üzerimizden !

12:20 Bahar ERGÜL 0 Comments

Konu küfre müsait olunca bana pek te manevra alanı kalmadı haliyle..
Ben kaba tabirlere bayılırım lakin bu defa hanım hanımcık bir yazı yazasım var.
Güzel kalpli bir kadın dedi ki, Bahar konumuz ‘kadına şiddet’..
Bomboş gözlerle baktım.. Öyle dipsiz bir kuyu ki.. Dünyalar kadar çile çekilen bu topraklarda, bir arpa yolu gidilemeyen bu aciziyeti nasıl dillendirecektim?

Üstelik Özgecan’ın nefesi ensemizdeyken henüz..
Gitti Özgecan…  Babası ise ‘toprak atma meleğime’ dedi… O toprağın altına girseydik keşke hepimiz…
Bizlerse bu coğrafyada çok çok alışık olduğumuz ve insanlığımızdan iğrenerek fark ettiğimiz kanıksamışlığımızla sadece ağladık… Kimsenin birbiriyle göz göze gelmek istemediği zamanlar bıraktı Özgecan bize. Bir de boğazlarımızda birer yumruk..
Şiddet başka bir dünya. İnsana, hayvana ya da herhangi bir canlıya şiddet uygulamak çok başka bir frekans. Kadına yönelik olanı sanırım birazda vahşet fantezisinden beslendiği ve Türkiye’de akıl almaz boyutlara ulaştığı için sık sık üzerinde durduğumuz bir konu.

Bu arada sorun insanların şiddet eğilimleri değil. Bu, tüm dünyada ciddi önlemler alınması gereken bir konu. Biz şunun peşindeyiz; yaptırım! Yasalar kağıt üzerinde de uygulamada da oldukça yetersiz. Tecavüz ve dayak neredeyse serbest ülkemizde. Özellikle son yıllarda kadına bakış  ‘tepeden’ belli.
Bangır bangır söyledik, bu politik bir süreçtir diye. Anlatamadık…

Kadını asimile eden zihniyete en çok kadınlar taptı çünkü… Eksildiklerini, yok edildiklerini, kullanıldıklarını ve silikleştirildiklerini anlamaktan aciz kadınlar alkışladı birer hayalete dönüştürülüşümüzü..

Cellatlarına aşık olan kadınlardı onlar çünkü. Kimseye eyvallahı olmayan, ayakları üzerinde durabilen ve erkek gölgesini iplemeyen kadınlardan değillerdi..
Daha geçen gün üst katta kocasından -sürekli dayak yiyen kadına yardım edeyim diye polis çağırayım derken beni alıp götürdüler karakola. Çünkü kadın şikayetçi olmadı. Ben de devlet memuruna gereksiz meşguliyet yaratmaktan bir güzel ceza ödedim.
2003 yılıydı sanırım hatırlayan var mı? Türkiye’de yaşayan kadınların (eğitimli-eğitimsiz, çalışan-çalışmayan) % 61’i şiddeti haklı buldu.
Bazen diyorum ki, galiba Türkiye’de kadına şiddet sadece erkek hegomanyasından kaynaklanmıyor. Kadının, kendisine olan bakış açısı ve kendisini nerde gördüğüyle ilgili de bir problem var. Ne dersiniz?? Bir sünepelik sinmiş olabilir mi  ‘’anlı şanlı Cumhuriyet kadınlarına?’’

Öte yandan İnsan Hakları Derneği Başkanı Reyhan Yalçındağ’ın, eşini kezzapla yakan yaratığın yargılandığı davada verilen mahkumiyet kararına tepki gösterişi de top 10’a girecek cinsten! ‘Kadın, toplumdaki anlayışa ters hareket ettiği için erkeğin öfkesi anlaşılırmış mış mış!!!’

Sen neden doğdun ki.
Kadın, şeriatla yönetilen ya da Müslüman toplumlarda neden daha çok eziliyor? Müslüman kadınların ya da ‘Müslüman geçinen erk’ lerin’ asıl peşine düşmeleri gereken konu bu. Muhteşem bir din olarak lanse ediliyorsa İslamiyet, neden inananları bu kadar zıvanadan çıktı?
Amerika’da ve Avrupa ülkelerinde de var bu durum diyecekseniz eğer, evet var! Dünyanın her yerinde güçlü olan, zayıfı eziyor. Bazen parasıyla, bazen fiziksel koşullarıyla. Ama HİÇBİR yerde, boşanmak isteyen eşini 17 kez bıçakladıktan sonra YETİNMEYİP, arabayla üstünden geçen adamlar 9 yıl tahrik indirimi almıyor be güzel kardeşim!

Beynin yok fikrin var.
Yeni değil bu mağlubiyet! Bu topraklar acıya gebeydi hep. Güneydoğu’dan Trakya’ya… Sezen Aksu ne güzel söylemişti değil mi?
‘’Yağmuru kim döküyor? Ünzile kaç koyun ediyor?
Dayaktan uslanalı, hiçbir şey sormuyor…’’

Sindirilmemek için, özgürce ve kendisi için yaşamak isteyen… Sadece eşit şartlarda eğitim görmek, eşit şartlarda sağlık hizmeti almak, anne ve babası tarafından erkek kardeşleri kadar sevilmek gibi… Basit ama zor istekleri vardı küçük kadınların.. Suçları büyüktü ve  ‘cezalarını çektiler’.
Önce hayallerimizi baltaladı ‘amca’lar.
Okuyup avukat, doktor olacak genç kızlarımız, 13’üne girip gözünü koca evinde açınca başladı müebbet.. Direnenler oldu elbet! Bir kısmı öksüzler mezarlığında, bir kısmı genelevlerde, şanslı olan çok az bir kısmı ise KADINA ŞİDDETE HAYIR pankartlarıyla meydanlarda…
Bizler ne yaptık peki bu zamana kadar?
8 Mart günü karanfil dağıtan lacivert takım elbiseli  ‘aktörleri’ alkışlamaktan başka ne yaptık?
Biz bir şey yapmadığımız için onlar, ertesi gün yine kızarmış ekmeğini istediği kıvamda bulamayınca ‘depük’ indirmeye devam ettiler.

Bir kadın canice öldürüldükten sonra çözüm odaklı çalışan devlet erkanındaki kadınlar ‘pembe otobüs’ zırvasını gündeme getirdi. Yaratıcılık budur!
Başka bir beyni yanık dedi ki  ‘üniversitelerde akşam eğitiminin saatlerini değiştirelim’ bu şu demek oluyordu, kadın milleti derhal evine gitsin. Belli bir saatten sonra dışarı çıkma hadsizliğini göstermesin.

Kimse idrak etmiyor. Önce zihni özgürleştirmek, önce nefsi terbiye etmek, önce birey algısı yaratmak… Bunlar boş işler gibi geliyor demek ki yüce devletimize..

Ben derim ki bir şamar lazım artık tüm olanlara!
Özgecan gibi bir can daha giderse bu diyardan, evde 3 çocuk yapıp kocasından dayak yiyen kadın da katildir bundan böyle. Sessiz kalıp kenardan yürüyen de..

Rehabilite mi edilecekler? Zehirli et mi yedirecekler bunlara,  ben bilmem orasını!
Çekin o pis ellerinizi üzerimizden!

0 yorum:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.