Paranın Kerameti

13:16 Bahar ERGÜL 4 Comments


Dünyanın değişmez kuraları var. Bazıları çalışır ve sömürülür, ‘sistemin insanları’ ise büyük paralar kazanır. Hiçbir siyasi duruşu ve dünya görüşü olmayan, menfaatleri için kenarda durmayı tercih edenler her zaman kazançlı çıkar. Seyirci koltukları onlar için en emniyetli alanlardır. Bu insanlar kazanmasa bile, en azından zarar görmez. Tek bir amaçları vardır çünkü;  ‘zarar etmemek’. Aslında sisteme de inanmıyorlar. İnandıkları tek bir şey var, o da para.

Çünkü onlara göre, parası olmayan insan ezilip yıpranır hayatta. Ve parayla çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Bu yüzden her koşulda önce kendi cebini düşünmelidir kişi hayatta. Siyasi iktidarlar, ekonomik politikaları ve ülkelerin ekonomik verileri ne olursa olsun, onlar sadece kendi banka hesaplarını düşünürler. Ve sürekli değişmekte olan stratejilerin/sistemin onlara vereceği zararı ya da sağlayacağı katkıyı en ince detaylarına kadar hesaplarlar. Bazen çevresindekileri kırıp inciterek maalesef... Hatta tehlikeye atarak!


Bir bakıma çok ta haklılar. Zaman zaman düşünmüyor değilim. Bu zamana kadar muhalif bir duruşum olmasaydı ve bende mevcut koşullara jet hızıyla entegre olabilseydim, ekonomik standardım bu mu olurdu acaba? Kaç tane iş görüşmesinde boynumdaki dövmeden dolayı elendiğimi bilmiyorum mesela. Ya da ekonomik olarak benden çok çok çok daha iyi durumda olan bazı arkadaşlarım, içtikleri çayın parasını  -sürekli-  bana ödetiyorsa bunda benim hiç mi suçum yok?

Ha umrumda mı? Vallahi değil.
Çünkü hayatımın tek gayesi para değil. Para bu. Burada kazanmazsam başka bir yerde kazanırım. O muhterem arkadaş ta 2 çayı kar zannediyorsa zaten geçmiş olsun. Bu yüzden onursuzlaşmaya değmez. Öldüğümüzde ne kadar zengin olduğumuzu konuşmuyorlar arkamızdan. İnsanlara ne kadar faydalı olduğumuz önemli. İnsanlar için ve Tanrı için..

‘Para bir araçtır’ der babam.
Hayatta kalmak için. İhtiyaçlarımızı karşılamak için. İnsanlara yardım edebilmek için. Mutlu olmak için…

Para bir araçtır.

Tabi ki bu, bizim gibi basit insanlar için geçerli. Basit şeylerle mutlu olan insanlar için... Babam basit bir insan mesela. Hayattaki tek amacı kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek. Ben küçükken hayal kurardık babamla. Eğer bir gün zengin olursak ne yapardık? Ben bir oda dolusu oyuncak isterdim. Babam ‘oyuncaklarını da paylaşmalısın kızım’ derdi. O zamanlar gıcık olurdum, meğer ne değerli bir erdemmiş paylaşmak...!

Anlayamamışım. Hayattaki en büyük zenginlik ‘paylaşma duygusu’. Ne kadar zengin olursan ol, eğer paylaşmıyorsan hiçbir kıymeti yok. Müslüman geçinen servet sahipleri de bilirler ki dinimizde bir hadis var;  ‘Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.’

Hande bi keresinde demişti ki ‘Zengin olmak başka bir şey, bir insanın gönlünün zengin olması başka bir şey Bahar…’ Aynen öyle. Bazı insanlar para için yaşıyor. Bu da bir seçim ve bu da bir duruş sonuçta, eleştirmiyorum. Ama keşke şunu hatırlayabilseler; sadece kendini düşünen insanlar yalnız ölür.

Ha şunu da söyleyebilirsin ;
Kolumda pahalı bir saat, elimde pahalı bir telefon, evimin garajında çok pahalı bir arabayla yaşadıktan sonra yalnız ölsem ne olur? Dünya üzerinde geçirdiğim vakti senden çok daha kaliteli yaşadıktan sonra yalnız ölsem ne olur?

Ben sana söyleyeyim. Şu olur; bankadaki bütün paraların bir süre sonra devlete kalır. Parasını yiyememiş, evlatlarına bırakamamış, kadınını bile mutlu edememiş bir insan olarak bu dünyadan göçüp gidersin. Seçim senin.
Dünya üzerinde 30. yıl bitti. (çok takılıyorum bu 30 mevzusuna)
Tek bir derdim var; kimseye zarar vermeden yaşamak. Kimseye yük olmadan nefes alıp verebilmek. Zaten hayat çok kısa. Bu kısacık süreyi de saçma sapan hesaplarla harcamak istemiyorum. Param varsa iyi standartlarda yaşıyorum, yoksa kötü. Bu kadar net.

Ne zengin bir koca bulmak umrumda, ne de yöneticimin maaşıma ne kadar zam yapacağı.
Birisi bana  -bedava-  çay söyleyince mutlu olmayacak kadar iyi durumdayım en azından.

İyi pazarlar...

4 yorum:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.