FAİZ ÇIKTI UMUT DÜŞTÜ
Bugün açıklanan faiz artışı yine rakamlarla başladı fakat etkisi doğrudan etiketlerde, vitrinde ve gündelik yaşamda hissedilecek. Özellikle de bizim gibi küçük perakende işletmeleri için…
Ben tekstil perakendesinde üç mağazası olan küçük bir girişimciyim. Yıllar önce büyük bir heyecanla başladığım bu yolculuk, bugün artık sadece satış ve kârlılıkla değil; direnç, adaptasyon ve sabırla devam ediyor ne yazık ki. Coşku yerini endişeye bıraktı…
Çünkü işler artık sadece çok çalışarak, plan yaparak, mücadele ederek yürümüyor. Ekonomik koşullar her geçen gün ayakta kalabilmeyi, karar almayı ve geleceği öngörmeyi daha da zorlaştırdı bizler için.
Alım gücü ciddi şekilde düştü. Mağaza ziyaretçi trafiklerimizde ciddi kayıplar var. Mevcut müşteriler de mağazalara geliyor fakat alışveriş yapmadan çıkıyor. Kart limitleri dolu, nakit akışı zayıf, öncelik doğal olarak buzdolabı…
Ürün ve çalışan maliyetlerimiz artarken, etiket fiyatlarını yükseltmenin büyük risk olduğunu biliyoruz. Satışı artırmak için kampanya yapıyoruz, indirim veriyoruz; bu sefer de kârlılık daha da eriyor.
Bugünkü faiz artışıyla birlikte finansmana ulaşmak artık neredeyse imkânsız. Stok yapmak, mağaza yatırımı planlamak ya da yeni bir istihdam yaratmak şimdilik hayâl bizler için. Oysa bizler yıllardır perakendede sadece ürün değil; deneyim, ilişki ve istikrar da sunarız. Her bir mağazada çalışanlarımızla, müşterilerimizle, bulunduğumuz sokakla bağ kurarız. Bu bağlar kolay kurulmuyor ama malesef çok çabuk zedeleniyor.
Bir diğer problemimiz de döviz kurlarının uzun bir süredir baskılanması. Bundan etkilenmeyen sektör mü var Bahar? Diyeceksiniz. Ben de size yanıt veremeyeceğim…
Kendi penceremin önünden devam etmek gerekirse; Yaz sezonuna girerken, özellikle sahil bölgelerinde yabancı turistten umut bekleyen küçük işletmeler olarak, sabit kur büyük bir dezavantaja dönüştü. Çünkü bu durum, ülkemizi alışveriş açısından çok pahalı hale getiriyor. Yani turist geliyor, bakıyor ama artık eskisi gibi harcamıyor. Turist bile expensive diyor!
Biz hem içeride alım gücü düşmüş yerli tüketiciye, hem de dışarıdan gelen ama artık herşeyi pahalı bulan yabancı müşteriye satış yapmaya çalışıyoruz. Gerçekten içinden çıkılması çok zor bir denklem.
Her gün yeni bir formül arıyoruz: Hem giderleri karşılayalım, hem çalışanlarımızı koruyalım, hem fiyatlarımızı ulaşılabilir tutalım. Ama artık bu yük, küçük işletmeler için taşınması imkansız bir hale geldi.
Meslekî tutkum şuradan geliyor ki; mağazacılık sadece rakamlarla ölçülen bir sektör değil. Nabzı sahada atar, insanla yaşar, canlıdır, dinamiktir. Bizim gibi küçük girişimcilerin sesi, sadece ekonomik tablolarla değil; yaşadığıyla, çabasıyla, empatisiyle ve sabrıyla duyulmalı.
Bu dönemde bizi ayakta tutacak şey; dayanışma, empati ve biraz daha görünür olmak. Çünkü biz sadece mağaza değil, umut da açıyoruz her sabah…


0 yorum: