Boşver Dedim Hep Kendime, Boşver Bahar...

14:37 Bahar ERGÜL 2 Comments

 


Selamlar!
Bugün 30. yaşımla birlikte geçirdiğim 13. gün.. Biraz yabancıyız birbirimize. Domuz gibi davranıyorum ona. Takılmadan dümdüz 30 diyemedim henüz... Alışırım herhalde.
 
'Göstermediğimi' söyleyenlere kahve, tatlı filan söylüyorum sefil bir mahluk gibi. Dünyanın en samimiyetsiz tebessümüyle teşekkür edip, içimden kendime küfür ediyorum. Senin ağzına s.çayım Bahar! Ne zaman bu kadar aciz ve zavallı bir kadın oldun sen?
 
Şaka bir yana, 30. yaş bana bir rahatlama getirdi dostlar...
Dünya umrumda değil. Daha önceki yazılarımdan bilenler bilir, son 1 yılım gerçek anlamda kabustu. Sıkıntının her çeşidini ve boyutunu yaşadım. Ne yaparsam yapayım bir türlü toparlayıp yoluna koyamıyordum hayatımı. Sürekli bir yerlerden -genellikle sevdiklerimden- darbe üstüne darbe geliyordu. Hayatımda elle tutulur ne varsa hepsini birer birer kaybettim. Kaybetmek dediysem; çoğundan ben vazgeçtim. Sonuçlarının canımı çok acıtacağını bilerek üstelik.
 
Hani bazı 'şeyler' ve bazı insanlar vardır... Saplantılı alışkanlıklar gibi, sizi mutlu etmenin kıyısına bile yaklaşmaz ama anlamsız bir şekilde onlardan vazgeçmeyi asla göze alamazsınız. İlk zamanlar kazanç zannedersin ama finalde bir bakmışsın yediğin gol çok büyük!
 
Ciddi kopuşlar, çok ama çok zorlu virajlar ve son tahlilde yine kırılmalar... Büyük yorgunluklar getiriyor böyle dönemeçler. Kendini böcek gibi hissediyorsun. İnandıklarından bazılarının yerini değiştiriyorsun, bazılarını çöpe atıyorsun, içindeki çocukla göz göze geldiğinde ise g.tünün üstüne oturup yavaşlıyorsun.. Düşünmeye başlıyorsun.. ve inan bana o küçük afacandan kaçış yok!
 
Şöyle bir dönüp bakıyorum da sağlam g.t varmış bende! Sağlam s.ktirler çekmişim 'sağlam' sevdiklerime... Sendelediğim de doğru evet. Ama boşver dedim hep kendime. Boşver Bahar, ayakta kalacaksın ve yola devam edeceksin. Zaman daha iyilerini yerine koyacaktır zaten. Sen kendi seçimlerine bakacaksın, başkalarınınkine değil. Herkesi, herşeyi affet dedim kendime...  Affettim ve hafifledim!
 
Yeni kahveler deniyorum bu sıralar.... ve kahve insanlardan daha iyi geliyor bana. Tam 3 şişe İtalyan şarabı aldım, bu adamlar işi biliyor, Toscana müthiş! Bir de Mavi Melek diye bir meyhane var Taksim'de, levrek marini efsane! Ben karşımda oturan iliği kesmekten önümdekilerle layıkıyla ilgilenmedim. Bu yüzden oraya sırf tadım yapmak için tekrar gidip güzel bir yazı hazırlayacağım size söz. Ama bak levrek marini unutmayın o manyak bişey! 
 
Yeni işimde 5.ay bitti. İlk zamanlar bilmemenin verdiği korku, şimdilerde yerini tarifsiz ve keyifli bir özgüvene bıraktı. Farklı insanlar, ağır sorumluluklar.. Para kazanmak artık büyük fedakarlıklar istiyor. Çok yorgun ama çok mutluyum! Bu arada dedikoduya karşı bir refleksim kalmamış onu fark ettim. Her işyerinde olur -ki bizim sektörde biraz fazla maalesef. Önceden yakalarına yapışıp kanırta kanırta hesap sorardım. Şimdilerde gülüp geçiyorum. Dedim ya, şeyimde değil.

En yakın arkadaşımla deliler gibi içip kahkaha atıyoruz, bizi görenler bunlar kocayı yeni boşamış diyordur kesin. Kız arkadaşlar çok başka bir boşluğu dolduruyor, iyi ki varsın...
 
Spora başladım nihayet! Sabahları erken kalkma alışkanlığım geri döndü. O depresif zamanlarımda her fırsatta kendimi uykunun kollarına bırakırdım diyemeyeceğim çünkü resmen zıbarmaktı benimki. Aferin bana, yine iyileşmişim demek? Küçükken korkunç bir yaratık olduğum için başıma gelmeyen kalmadı benim. Annem 'bu kız dokuz canlı' demekte haklıymış.
 
Anneme hak vermeye başladığım konularda bir artış var. Bu iyi bir şey mi?
 
Ev dekorasyon mağazalarına dadandım bu aralar. Odam çok güzel oldu, evim cıvıl cıvıl.. Kaktüs koleksiyonumun bakımı artık beni çok zorluyor. Yeni bir kitaplık almam gerekiyor galiba, halbuki daha geçen ay aldım. Yine bir tane kitap koyacak yer kalmadı. Kitap demişken alın size bir kitap önerisi; Cogito'yu duydunuz mu? Aşk sayısı başucu kitabım şuan.. Aşk'ın bilimi olur mu? demeyin. İnanılmaz makaleler yazmış adamlar.

Ha bir de Antonis Remos var...
Gözümü açar açmaz müzik setinin tuşuna basmama neden olan yeni sevgilim. Ben yüzümü yıkayıp kahve makinasının başına geçene kadar ilk şarkıyı yarılamış oluyor.
'Mi me rotaei kaneis...'
 
Kimseye sorma diyor Antonis... Haklısın, doğrusun, büyüksün ve iyi ki varsın Antonis...
 
Yazarım yine!

2 yorum:

  1. 30 yaşa gerek yok bence, Ben son 2-3 yıldır hep 29'um, bi kaç yıl daha kullanırım hemen değiştirmem, 29um de geç, tavsiye ederim :)

    YanıtlaSil
  2. 30 yaş ilk zamanlar ağıza çok dolu dolu geliyor, söylerken önce tereddüt ediyorsun.Lan oğlum hangi ara otuz oldun eyvah diyorsun, ciğerlerinin arkasından kalbine doğru saplanan sızı eşliğinde.Sonra telaffuz etmesi daha bir kolaylaşıyor ama sakın zannetme ki o sızı gidiyor yada geçiyor,onun orada olduğunu hep biliyorsun.Sonra biraz daha zaman geçiyor ve hayata daha farklı bir gözle baktığını görmeye başlıyorsun,daha erdemli davranıyorsun seni kahpece vurduğunu zannedenlere halbuki her şeyin artık farkında olduğunu farkediyorsun!..
    Ve sonra bundan keyif almaya başlıyorsun, otuz yaşından önce yaptığın hataları,yanlışları bir bir irdeliyorsun.
    -Yaaa ne kadar da aptalmışım, diye hayıflanıyorsun.
    Sonra, ve sonra, ve sonra, artık otuz yaşının güzelliğine,olgunluğuna ve sana kattığı özgüvene hayran kalıp;
    - İyi ki büyümüşüm, HOŞGELDİN OTUZLU YAŞLARIM diyorsun!.


    Sevgiyle Kalman Dileğiyle.

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.